ÜNLÜ HACKERLAR

Temmuz 23, 2009
HACKER

HACKER

Richard Stallman

Takma Adı:

Yok (saklayacak bir şey yok ki!)

 

Nasıl şöhret oldu ?

Eski hacker’lardan Stallman, 1971′de MIT’in yapay zeka laboratuvarında işe girdi. O sıralarda Harvard Üniversitesi’nde öğreciydi. Geliştirdiği yazılımın, kişisel haklara saldırıda kullanıldığı görüldü. Stallman, daha sonraları Free Software Foundation’u (Bedava Yazılım Vakfı) kurdu.

 

Bilgisayarla nasıl tanıştı ?

1969 yılında, IBM’nin New York Bilim Merkezi’nde. O zamanlar, 16 yaşındaydı.

 

İlginç notlar:

Stallman, 1980′lerin başında MIT ile kadrolu olarak çalışmayı bıraktı; fakat oradaki bir ofiste çalışmalarını sürdürmeye devam etti. O sıralarda GNU adında yeni bir işletim sistemi geliştirdi.

 

Dennis Ritchie ve Ken Thompson

Takma adları:

Dmr ve Ken

 

Nasıl şöhret oldular?

Bilgisayar bilimlerinin efsanevi kalesi olan Bell Laboratuvarları’nın yaratıcı gücü Ritchie ve Thompson, UNIX’i 1969 yılında yarattı. Küçük bilgisayarlarda, genel hesaplama, kelime işlemci ve ağ kurma (general computing, word processing and networking) için kullanılan bu program, daha sonra standart bir dil haline geldi.

 

İlginç notlar:

Thompson’un UNIX’inden yola çıkarak yine Bell Laboratuvarları’ndan Rob Pike, Plan 9 adlı yeni nesil işletim sistemini geliştirdi. Ritchie, her ne kadar C programlama dili yazarlarından olsa da; kendisinin en sevdiği dil Alef’ti. Thompson ise bir seferinde MiG-29 ile uçmak için Moskova’ya gitmiş amatör bir pilottu.

 

John Draper

Takma Adı:

Kaptan Crunch

 

Nasıl şöhret oldu ?

Kaptan Crunch, 1970′lerde bir mısır gevreği kutusundan çıkan plastik düdükle yaptığı araçla bedava telefon görüşmesi yapmayı başardı. Telefon şebekesi, düdükten çıkan 2600 Hertz’lik sesi, sinyal olarak algılıyor ve bedava telefon görüşmesi yapılabiliyordu. Kaptan Crunch, interneti değil ama bugün onun bir parçası olan telefon hatlarını ilk hack eden isim olarak tarihe geçti.

 

İlginç notlar:

Silikon Vadisi’nde çalışan Draper, geçtiğimiz aylarda telefon hatlarını nasıl hack ettiğini anlatmak üzere İstanbul’a geldi.

 

Mark Abene

Takma adı:

Phiber Optik

 

Nasıl şöhret oldu?

Masters of Deception adlı hacker grubunun kurucularından olan Phiber Optik, binlerce gencin Amerika’nın telefon sistemini konusunda “araştırmalar” yapmasına esin kaynağı oldu. Amerikan federal mahkemesi, ibret olsun diye Abene’yi, bir yıl hapse mahkum etti. Hapishanede, büyük bir ilgiyle karşılandı. New York Magazine ise, onu “New York şehrinin en zeki 100 kişisinden biri” olarak nitelendirdi.

 

İlginç notlar:

New York’ta annesinin çalıştığı şirketin elektronik deposunda takılırken ilk defa Apple II, Tmex Sinclair ve Commodore 64 ile tanıştı. Kendisine ait ilk bilgisayarı ise Radio Shack TRS-80 idi.

Telefon alıcısı üzerine deneyler yapan Abene, alıcı üzerinde o kadar çok çalışma yaptı ki, aletin tellerinin bir arada durması için elektrik bandı ile sarılıp takviye edilmesi gerekti.

 

 

Robert Morris

Takma adı:

rtm

 

Nasıl şöhret oldu ?

Babası, Amerikan Ulusal Güvenlik Bölümü’ne bağlı Bilgisayar Güvenliği Merkezi’de şef olarak çalışan Morris’in 1988 yılında kazayla internet ortamına yayılan worm’u (solucan) birçok bilgisayara bulaştı ve kullanılmaz hale getirdi. Bu kaza sayesinde, daha önceden belli bir kesim tarafından bilinen “hacker” terimi kitlelerin diline dolandı.

 

İlginç notlar :

Bilgisayarla evde tanıştı. Daha ilk gençlik çağında Morris’in Bell Laboratuvarları’nın bilgisayar ağında hesabı ve hacker akımına ilk katılanlardan olduğu için ayrıcalıklı kullanıcı statüsü vardı. 1990′da Legion of Doom adlı bir hacker grubu üyesi olan Erik Bloodaxe’in evine baskın düzenleyen polis, yaptığı aramalarda Morris’in internet worm’unun kaynak kodunun bir kopyasını buldu.

 

 

Kevin Mitnick

Takma adı:

Condor

 

Nasıl şöhret oldu?

Mitnick, fotoğrafı FBI’in “En Çok Arananlar” listesinde yer alan ilk hacker olarak kayıtlara geçti ve neredeyse listeden hiç eksik olmadı. “İflah olmaz bir suçlu” olan çocuk ruhlu Mitnick “Sanal Dünya’nın Kayıp Çocuğu” olarak da tanındı. Büyük bir şirketi hack ederek milyonlarca dolara zarara uğrattığı için 5 yıl hapis cezası aldı.

 

İlginç notlar:

Bir bilgisayar almak için yeterli parası olmayan Mitnick, daha yeni yetme iken bir elektronik araç satan mağazalara takılır, orada sergilenen bilgisayar ve modemleri diğer bilgisayarlara bağlanmak için kullanırdı. FBI’dan üç yıllık kaçışı boyunca arkadaşları ile haberleşmek için IRC’yi kullandı. Mitnick, bir yargıcın kendisine koyduğu “bilgisayar bağımlılığı” teşhisinin tedavisi için 1 yıllığına rehabilitasyon merkezinde kaldı.

 

Kevin Poulsen

Takma adı:

Dark Dante

 

Nasıl şöhret oldu ?

Poulsen, 1990 yılında Los Angeles’ta, o andan itibaren kendilerini arayan 102. kişiye Porsche marka bir araba vermeyi vaadeden bir yerel radyo istasyonun telefon hatlarını kontrolü altına aldı. Başkalarının aramasına fırsat vermeden kendisini 102. arayan kişi olarak gösteren Poulsen, emeğinin karşılığında gıcır gıcır bir Porsche 955 S2 kazandı.

 

İlginç notlar:

Ailesinin kendisi için aldığı TRS-80, onun ilk bilgisayarıydı. Poulsen’in telefon şirketinin treyler’ine girmek için bir takım çilingir seti vardı. Bir arkadaşı Poulsen’in telefon treyler’inin kapısındaki kilitleri açarken çekilmiş resmini, bir başka arkadaşına gösterince Poulsen yakalandı. Teşkilatın yürüttüğü gizli operasyonların adını öğrenmek için, FBI’nın sistemine girme iddiasıyla hakkında dava açıldı.

 

Johan Helsingius

Takma adı:

Julf

 

Nasıl şöhret oldu ?

Penet.fi adında dünyanın en çok tutulan anonim remailer programını (gönderenin e-mail adresinin belli olmadığı bir sistem) yazdı. Fakat 1995 yılında Finlandiya’da Scientology Tarikatı’nın bu programı satın alan bir üyesinin, tarikatın sırlarını internet üzerinden yayınladığı tespit edildi. Finlandiya polisi bu olaydan dolayı ilgili kişinin kimliği açıklaması için Johan’la irtibata geçti; ama istediği cevaba ulaşamadı. Bunun ertesinde, Finlandiya mahkemesinden Johan’ın bu remailer programını kullanan kişilerin gerçek e-posta adreslerini açıklaması ile ilgili bir karar çıktı. Bu durumda Johan’ın yapabileceği tek şey kalmıştı: O da 1996′da programı kullanım dışı bıraktı.

 

İlginç notlar:

200 megabyte hard disk’li bir bilgisayarda, dünyanın en çok kullanılan ve en hızlı remailer programını çalıştırdı.

 

Vladimir Levin

Takma adı:

Bilinmiyor

 

Nasıl şöhret oldu?

Rusya’nın St. Petersburg Üniversitesi’nden matematik diploması olan Levin, Citibank’ı internet sayesinde 10 milyon dolar dolandıran bir hacker grubunun lideri olduğu gerekçesi ile 1995 yılında Londra’da Interpol tarafından tutuklandı.

 

İlginç notlar:

Bilgisayarla nasıl tanıştığı bilinmiyor. St. Petersburg’da çalıştığı AO Saturn adlı şirketteki ofis bilgisayarı ile Citibank’ın sistemine girmekle suçlandı. Evinde arama yapan Rus polisi, Levin’in bilgisayarının, bilgisayar oyunlarının ve disketlerinin yanı sıra; video kamerasına, müzik hoparlörlerine ve televizyon setine de el koydu. Levin, kendisini savunmak için görevlendirilen tanınmış bir avukatın aslında FBI ajanı olduğu iddiasında bulundu


Basit Antremanlarla Beyin Sıfırlama Formülleri…

Ocak 20, 2009

beyinnnKafamızın içinde, kırk tilkiyi kuyruklarını birbirine dolandırmadan dolaştırabilmek, 21. yüzyılda başarının yeni anahtarı. Sadece bu da değil Daha hızlı düşünmeniz ve kitap yığınları arasında kaybolmadan belleğinizi kuvvetlendirmeniz de gerekiyor. İşte, bunları başarmanız ve sıfır bir beyin için doğal formüller… 

İlerleyen yaşınıza rağmen performansından bir şey kaybetmemiş bir beyin ve güçlü bir zihin…. Sizce hayal mi? Doksanlı yılların başlarına dek bilim adamları da bu konuda bir seçme şansı bulunduğunu düşünmüyorlardı. Şu gerçeği zaten biliyorlardı: İnsanoğlu doğarken 100 milyar beyin hücresine sahip, ancak her gün bunların 100 bini ölüyor.

Yakın geçmişte Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılmış olan bir çalışmadan alınan sonuçlara göre, Sağlıklı bir beyin kendini yenileyebiliyor. Bizim beynimiz için yapabileceğimiz, yapmakla yükümlü olduğumuz şeyler de var. Beyninizin yaşlanmasını durdurmanın dışında, hasarları tamir edebilirsiniz. Kognitif nitelikli çalışmalarda bulunan ve “Kişinin Beyni İçin El Kitabı (The Owner’s Manual for the Brain)” isimli kitabın yazarı Prof. Dr. Pierce J.Howard, “Aklımızı geliştirmek daha güçlü bir hafızaya sahip olmak için beden ve zihin sağlığımızı korumamız gerekiyor” diyerek sağlıklı bir yaşam tarzının önemine dikkat çekiyor. Yani beyin geliştiren oyunlar ve zihni besleyen besinlerle yaşlanan ve yavaşlamaya mahkum olan beyninizi yeniden harekete geçirebilirsiniz, tıpkı eski günlerdeki gibi.

Akıllı Stratejiler

“Beyin Ömrü (Brian Longevity)” ismili Kitabın yazarı ve Amerikan Alzheimer Önleme Vakfı (Alzheimer’s Prevention Foundation) Başkanı Dharma Singh Khalsa; doğru ve dengeli beslenerek, stresi hayatımızdan uzaklaştırarak ve zihnimizi daima aktif tutarak beyin kimyasallarım düzenleyebileceğimizi belirtiyor. Uzmanlarsa bu kapsamda çeşitli önerilerde bulunuyor.

Sağlam bir beyne ve iyi bir hafızaya sahip olmak için kitaplara muhtaç değilsiniz. Yapmamz gereken tek şey, önerdiğimiz doğal ve pratik metodları hay ata geçirmek.

Aşağıdaki stratejileri sağlıklı yaşam alışkanlıkları olarak benimsediğiniz taktirde, beyninizin performanısını geliştirebilir ve güçlü bir belleğe sahip olabilirsiniz:

Yoga, meditasyon

Kronik stres, beyinde sorun yaratan bir numaralı zanlı. Bu konuda McGill Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sonia Lupien şunları söylüyor:

“Kortizol adı verilen stres hormonunun üst sınırlarda seyretmesi, zaman içinde beynin bellek merkezi hipokamp’ın büzülmesine yol açabiliyor.” Dharma Khalsa da böylelikle kısa dönemli hafıza sistemi bozularak beyin hücrelerinin yaşlanma sürecinin hızlandığına dikkat çekiyor. Uzmanlar bu sorunun çözüm anahtarının gevşemeyi (rahatlamayı) öğrenmek olduğunu ifade ediyor. Khalsa’nın araştırması günden güne stresi azaltarak belleğin geliştirileceğini ortaya koyuyor. Bu şekilde IQ’nuzla birlikte moraliniz de yükseliyor.

Bunu yapın: Sabahları stres seviyesi dorukta olduğundan uzmanlar, güne 10- 20 dakika kadar uygulanabilecek yoga, meditasyon ve derin nefes alıp verme teknikleriyle başlamayı öneriyorlar.

En az 8 saat uyku

Bir araştırmanın sonuçlarına göre uyku, uçup gidebilecek anıları garanti altına alıyor. Yakın geçmişte bu hususla ilgili olarak Amerika’da yayınlanan ‘Nature Neuroscience’ isimli bilimsel gazetede Harvard Tıp Okulu’ndan Psikiyatrist Prof. Dr. Robert Stickgold bazı bildirilerde bulundu. Buna göre, yeni bir şey öğrendikten sonra gece boyunca ayakta uyanık kalanlar dinlenme ve uyku süreçlerim tamamlayanlara zıt olarak, öğrendiklerini kalıcı bilgiye dönüştüremiyorlar.

Bunu yapın: Geceleri 8 saat uyumaya özen gösterin. Uygun zaman ve mekanlarda şekerleme yapın.

Aerobik Egzersizleri

Zihin sağlığı için aerobik egzersizleri adeta ‘gençlik çeşmesi’… Uzmanlara göre bu tür sporlar stresi azaltıyor; beyne daha çok oksijen gitmesini sağlıyor ve sinir dokusundaki hücrelerin üretimini artırıyor. İllionis Üniversitesi’nin bilim ve teknoloji çalışmaları yapan birimi Beckman Enstitüsü’nün araştırmacıları, haftada 3 kez 45′er dakikadan aerobik yapanlar üzerinde 6 ay boyunca çalıştılar. Ve sonuçta bu kişilerin zihinsel performanslarmda yüzde 25 artış olduğunu kaydettiler.

Bunu yapın: Beyin hücrelerini aktif ve tetikte tutmak adına, haftada en az 5 kez 20′şer dakikalık aerobik türü egzersizler yapmalısınız.

Klasik müzik

Uzmanlar, Mozart gibi klasik müzik bestecilerinin eserlerini günde en az bir kere sakin bir ortamda dinlemek gerektiğim söylüyorlar. Bu yöntemle özellikle ‘zihinde imaj canlandırma’ konusunda başarılı olabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra, matematik problemlerim çözmekte, satrançta, müzik enstrümanlarım çalmak da kreatif bir proje kurmada ustalaşıyorsunuz. Kaliforniya Üniversitesi uzmanları bunu ‘Mozart Etkisi’ olarak netilendiriyor. Ayrıca klasik müziğin zihni açtığı ve gevşemeye yardımcı olduğu görüşünde birleşiyorlar.

Bunu yapın: Zekanızı yoğun olarak kullanmak durumunda olduğunuz zamanlarda klasik müzik dinleyin. Bunun için fanatik bir klasik müzik dinleyicisi olmanız gerekmiyor, aynı formda başka türde eserleri de seçebilirsiniz.

Hafızaya Ginkgo Biloba desteği

Bu bitki, yeryüzündeki geçmişi 150 – 200 milyon yıl olan Gingkgo Biloba ağacından elde ediliyor.

Sayısız yararı nedeniyle Çinliler tarafından kutsal bitki olarak kabul ediliyor.

Uzmanlara göre eşsiz bir antioksidan. Başta beyin fonksiyonları olmak üzere vücudun genel sağlığı için önemli bir destek Beyin kuvvetlendirici olarak da tanımlanıyor. Çünkü belleği güçlendiriyor. Ayrıca, yine beyindeki oksijen seviyelerini artırıyor.

Ayrıca yaşlanma etkilerini ve ruhsal yorgunluğu azaltıyor ve nörolojik bozukluklara iyi geliyor.

Ginkgo Biloba’yı kuru yapraklar halinde satın alabiliyorsunuz. Ayrıca, bugün birçok vitamin ilacında da kullanılıyor.

Beyni Yapılandıran Oyunlar

Prof. Dr. Howard da, stratejiye dayalı tüm oyunların problem çözmede ve kritik düşünme yeteneğini geliştirmede yararlı olabileceğini belirtiyor. Kelimelerden veya resimlerden oluşan yap – bozlar veya bilmeceler büyüseniz de ev ödeviniz olabilir.

Net’teki oyunları keşfedin

Pittsburgh Üniversitesi’nden Psikolog Prof. Dr. Jonathan Schooler, “Sadece tek perspektiften düşünmeye başladığımız zaman rutinleşmişiz demektir” diyor. Öğrenme Araştırma ve Geliştirme üzerine de çeşitli çalışmalarda bulunan Schooler, bunun yaklaşımlarımızı da olumsuzlaştırabileceğini vurguluyor. Peki çözüm nedir?

Bir web sitesi yazarı olan Prof. Dr. Paul Grobstein, yukarda sözü edilen türden oyunların beynimizi daha esnek kılarak, daha zinde kalmamızı sağladığım söylüyor. Bu konseptteki oyunları net’te de interaktif ortamda oynayabilirsiniz. Mesela, www.serendip.brynmawr.edu binlerce interaktif web sitesinden sadece biri.

Tetris ya da Car Jam oynayın

Beyniniz ‘ful mü çekiyor’? Demek ki bellek merkeziniz hippokamp’ta birkaç odacık daha açmanız icap ediyor. Uzmanlar, objeleri ilgili boşluklara yerleştirmeye ilişkin oyunların, çağrışım yeteneğini hayli geliştirdiği kanaatinde.

Örneğin, Tetris (tetris.com) bu oyunlardan birisi. Bu oyunda geometrik şekilleri birbirine uygun olarak konumlandırmanız gerekiyor. Car Jam (smartgames.com) adlı oyun da bu tip bir konsepte sahip; çok kısıtlı bir alanda mümkün olduğunca az manevrada bulunarak arabayı park etmeniz şart.

Bulmaca çözün

Çapraz bulmacalar kelime haznemizi geliştirmenin en yararlı yöntemlerinden birisi. Uzmanlar, birkaç hafta önce yeni öğrendiğimiz bir kelimeyle yeniden karşılaştığımız da bu Tekrarlamanın hatırlamamıza yarcımcı olduğunu belirtiyor. Yani bulmacalara vakit ayırmamız gerekiyor. www.gamesville.com’un ‘classic games’ linkinde ise çapraz bulmaca keyfi yaşayabilirsiniz.

Sihirli Hafıza Hileleri

Beyinlerimiz ne yazık ki karbon kağıdı değil ki gelen bilgiler kalıcı olsun! Burada bize biraz iş düşüyor. Hafızayı kuvvetlendirme teknikleri olan ‘Mnemonik Oyunları’ veya hafıza tekniklerinden yararlanabilirsiniz.

Kategorize ederek düşünün

Bilim adamlarının ortaya koyduğu bir gerçek var: Birçok kişi yedi (artı veya eksi 2′de olabilir kimi zaman) ile sınırlı bir hafıza yetisine sahip. Bunun için en güzel örnek, kuşkusuz 7 basamaklı telefon numaralarının kolaylıkla anımsanabilmesi. Uzmanlar, 7, baz alınarak yapılan çalışmalar sonucunda hafıza mekanizmasının daha da geliştirilebileceği görüşünde.

Bunu yapın: Alışverişe çıkarken bir akıl listesi oluşturup bunu kategorize ederek işe başlayabilirsiniz. Örneğin; sütlü besinler, et türleri ve meyveler olarak sınıflandırma yapabilirsiniz. Böylelikle sosları veya makarnayı otomatik olarak daha kolay hatırlayacaksınız. Çünkü beyninizde bunlar için odacık kalmış olacak.

İsim etiketleri yaratın!

Herhangi bir yüze bir ‘ad’ takabilir misiniz? Yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları, görsel imajların, isimler gibi özel adları anımsatmada eşsiz araçlar olduğunu defalarca ortaya koydu.

Bunu yapın: Bu kez yeni tanıştığınız kişinin ismini duyduğunuzda, beyninizde istediğiniz bir cümle kurun ve bu isim, özne olsun. Cümleyi bir kaç kez içinizden tekrar edin. Örneğin; “Can, buzdolabının yanında duruyor”. Bu cümleyi bir kaç kez tekrar ettiğiniz taktirde, zamanla ‘Buzdolabı Can’a dönüşecektir. Can’ı lakabıyla anımsamanız artık kesinlikle daha kolay olacaktır


HAYATIN GERÇEK ANLAMI

Aralık 7, 2008

tabutHalk arasında dünya hayatının kısalığı ve geçiciliği hakkında bazı deyimler kullanılır; “ölümlü dünya”, “üç günlük dünya”, “fani dünya” gibi. Ama bu kalıp sözcükler aslında insanların samimi görüşlerini yansıtmaz. Bu tarz sözler, toplumun bir geleneği gibi, aralarında konuşulan bir sohbet, hatta espri konusudur. Nitekim böyle önemli bir konunun hemen arkasından dünya ile ilgili planlara başlarlar. Örneğin “ölümlü dünya”, “dünyaya bir kere geldik” sözünün akabinde “tabii ki dünyayı tepe tepe yaşayacaksın” tarzında sığ mantıklar öne sürerler. Oysa ki hayatın kısa olması, ölümlü olmak ve dünyaya bir kere gelmek, her insan için en önemli gerçeklerdendir.

Hiç düşündünüz mü; 70 yaşında bir insanın geçmişe yönelik düşünceleri nelerdir?

Bu insan her kim olursa olsun muhtemelen yaşadığı 70-80 senenin nasıl geçtiğini anlayamadığını düşünüyordur. Hatta kendisine sorsanız, “göz açıp kapayıncaya kadar geçti, hiçbir şey anlayamadım” diyecektir.

20′li yaşlarındayken herhalde o da yaşlanacağını hiç düşünmemiştir. Ancak şu an, çok uzak gördüğü o dönemin içinde bulunmanın şaşkınlığını yaşıyordur. Ve bu anı uzak görmekle ne kadar yanıldığını da çok iyi anlamıştır.

Yaşamı boyunca yaptıklarını yazmasını veya anlatmasını isteseniz, en fazla bir defteri doldurabilir veya en fazla beş, altı saat arka arkaya anlatabilir. “Koskoca 70 sene” dediği şeyin tamamı işte bu kadardır…

Bu düşünceler içinde yaşayan kişinin, aklında ise çok önemli bazı sorular vardır:

- “Göz açıp kapayıncaya kadar geçip giden bu hayatın amacı nedir?”

- “Ben bu 70 seneyi ne için yaşadım?”

- “Peki bundan sonra ne olacak?”

Yukarıdaki sorulara birbirinden farklı cevaplar verecek iki insan grubu vardır. Bunlardan bir tanesi Allah’a inanmayan, diğeri ise gönülden katıksız bir imanla Allah’a bağlanan kişilerdir.

Boş Bir Amaç Uğruna Yaşayanlar

Birincisi yukarıdaki sorularla ilgili olarak büyük olasılıkla şöyle düşünür: “Hayatım bugüne kadar boş bir amaç uğruna geçip gitti. 70 sene yaşadım ama ne için yaşadığımı da açıkçası pek anlayamadım. Önce annem babam için yaşıyorum dedim, sonra eşim, sonra ise çocuklarım… Ama şu an ölüm yaklaştı. Öleceğim ve bu dünyadan yok olup gideceğim. Sonrası mı? Sonra ne olacağını bilmiyorum ama herhalde herşey bitecek!”

Bu insanın içine düştüğü boşluğun nedeni, tüm evrenin, canlıların ve insanların bir amacı olduğunu kavrayamamış olmasıdır. Bu amaç, tüm bu varlıkların yaratılmış olmasından kaynaklanır. Aklı olan insan, evrenin ve canlıların her noktasında büyük bir plan, düzen ve akıl olduğunu görür ve dolayısıyla bunları üstün akıl sahibi bir Yaratıcı’nın var ettiğini anlar. Bunlar yaratılmış olduklarına, rastgele ve bilinçsiz bir süreçle ortaya çıkmadıklarına göre, mutlaka bir amaçları vardır. Bu amacın ne olduğu ise, bize üstün Yaratıcı’nın, yani Allah’ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği Kuran’da bildirilir.

Bu gerçekleri göz önünde bulunduran ve Allah’a iman eden kişi yukarıdaki sorulara doğru cevabı verecek ve şöyle diyecektir: “Beni herşeyin sahibi olan Allah yarattı ve bu dünyaya gönderildim. Dünyada bulunduğum sürece beni yaratan Allah’a kulluk etmekle emrolundum ve bunu en güzel şekilde yapıp yapmadığım denendi. Dünyanın zaten çok kısa olduğunu, göz açıp kapayıncaya kadar geçeceğini biliyordum. Bu yüzden de Allah’a kulluk ettim, bu dünya hayatının geçici süslerine aldanmadım. Sonrası mı? Hayatım boyunca iyi işler yaptığım ve Allah’ın rızasını kazanmaya çalıştığım için ebedi bir mutluluk yurdu olan cennete kavuşmayı umuyorum. Ve Rabbime kavuşacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum.”

Yukarıda bahsettiğimiz iki insan arasındaki farkı daha da netleştirebilmek için bir nokta üzerinde durmak gerekir: Allah’ın var olduğunu kabul eden herkes, gerçek bir imana sahip değildir. Bugün pek çok insan evreni bir Yaratıcı’nın yarattığını kabul eder, ancak bu gerçeğin onun yaşamı için ne derece büyük bir önemi olduğunu kavrayamaz. İnsanların çoğuna hakim olan çarpık bir anlayış sonucu, Allah’ın evreni yarattığı ve sonra insanları kendi hallerine bıraktığı düşünülür.

Bu yanlış inanç sebebiyle de insanların çoğu günlük hayat ile kendilerini Yaratan Allah arasında bir bağlantı kuramazlar. Zannederler ki, bu dünyada yaşamlarını sürdürecek, kendi kıstaslarına göre iyi davranışlarda bulunacak ve öldükten sonra da eğer günahları varsa (!) bir süre cezalarını çekip cennete gideceklerdir. Hatta bir çoğu bu kadarını bile düşünmez; “bu dünya hayatında yaşayacağımız herşey kardır, Allah nimet vermiş keyfini çıkaralım” gibi Allah’ın nimetlerini takdir edemeyen cahilce bir üslupla konuşur ve bu mantıkla başka hiçbir şey düşünmeden yaşamlarını sürdürürler.

Oysa Gerçek Çok Farklı

Oysa gerçek böyle değildir. Allah’ı tanımayan ya da O’nu unutmuş olan tüm bu insanlar, çok büyük ve derin bir aldanış içindedirler. Kuran’daki ifadeyle, “Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.” (Rum Suresi, 7)

İşte bu gafil insanlar, dünya hayatının gerçek yüzünü ve amacını da kavrayamazlar. Geçici olduğunu, “göz açıp kapayıncaya kadar” bitip gideceğini ise hiç düşünemezler. Bu gerçeği çevremizde de kolaylıkla gözlemlemek mümkündür.

Oysa ki hayatın kısa olması, ölümlü olmak ve dünyaya bir kere gelmek, her insan için en önemli gerçeklerdendir. Belli bir yaşa kadar insan bu önemli gerçeğin farkına varamamış olabilir ancak bunu fark ettiği anda tüm yaşamını gözden geçirmesi ve Allah’ın kendisinden istediği şeylere göre yeniden yaşantısını düzenlemesi gerekir. Çünkü hayat kısadır ama insan ruhu-Allah’ın dilemesiyle-sonsuza kadar yaşayacaktır. Sonsuzun yanında 3-5 günlük hayatın hiçbir kıymeti yoktur. Burada az bir zevk almak için sonsuz hayatı feda etmek ise elbette akılsızlıktır.

Ancak bu gerçeği kavrayamayan inkarcılar, tüm ömürlerini Allah’ı unutarak boş amaçlar uğruna tüketirler. Oysa bu boş amaçlara bile kavuşmaları mümkün değildir. Doyumsuzluk içinde yaşarlar ve her zaman bulundukları durumun ya da sahip olduklarının bir adım ötesini isterler. O adıma geçince bir adım daha, bir adım daha ve ölene kadar tatmin olmayan isteklerle ömür sürerler. Arzuladıkları güzellik ve zenginliğe dünya şartlarında kavuşmaları mümkün değildir. Çünkü her zaman sahip olduklarından daha iyisi çıkacaktır karşılarına.

Kaçınılmaz Gerçek: Ölüm

Daha güzelini ve iyisini arama… Sahip olunca eskisinin öneminin kalmaması… Bir aşama sonra, yeninin de eski durumuna düşmesi; işte insanların tarih boyunca içinde yaşadıkları kısırdöngü budur. Aklı olan insanın bu gerçek karşısında durup, neden dünyanın peşinde koşmanın kendisine bir sonuç getirmediğini anlaması ve “bu bakış açısında köklü bir sorun var” diye düşünmesi gerekir. Fakat insanların çoğu bu akıldan yoksun bir biçimde hiçbir zaman yakalayamayacakları hayallerin peşinden koşmaya devam ederler.

Oysa hiç kimsenin bir an sonrasını garanti altına alması mümkün değildir. Kaza geçirmek, yaralanmak, sakat kalmak ya da ölmek çok kolaydır ve çok basit sebeplere bağlıdır. Ölümü bir an için aklına getirmiş olan kişi ise, toprağın altında ne malın-mülkün, ne markanın, ne de çevresindeki insanların bir değeri kalmayacağını çok açık bir şekilde fark edebilir. Zengin ya da fakir, güzel veya çirkin her insan, yalnızca birkaç metrelik bir beze sarılı olarak defnedilecektir.

ALLAH’IN İSİMLERİ

BAİS
(Gönderen ‘peygamber’, uyandıran, dirilten)

Şüphesiz yeryüzünde şu ana kadar yaşayan ve bundan sonra da yaşayacak olan tüm insanlar ölümlüdür. Herkes bir gün ölür ve mezara konulur. Ancak bu apaçık gerçeğe rağmen insanların büyük bir çoğunluğu öleceği ve mezara konulduktan sonra tekrar diriltileceği gerçeğini pek fazla düşünmez. Hatta Kuran’da bize bildirildiğine göre birçok insan, ölüp mezara konduktan sonra tekrar diriltilebileceğine pek ihtimal de vermeyerek şöyle der:

Derler ki: “Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz? Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?” (Naziat Suresi, 10-11)

Kuran’da insanların büyük bir yanılgı ile sordukları bu soruya gereken cevap da en açık şekilde verilmiştir:

Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: “Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?” De ki: “Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.” (Yasin Suresi, 78-79)

Yukarıdaki ayetlerde de bildirildiği gibi Allah tüm insanları ilk defa yaratıp-inşa edendir. Kuşkusuz onları ilk defa yaratmış olan Allah ikinci kere ve hatta sayısız kereler aynı şekilde yaratmaya güç yetirir.

Çevremize baktığımızda her sonbahar tüm doğanın bir nevi ‘ölüm’ yaşadığına şahit oluruz. Bu ‘ölüm’ bütün bir kış mevsimi boyunca da sürer. Ancak ilkbahar geldiğinde ağaçların kupkuru olmuş dallarında yeniden rengarenk çiçeklerin, yemyeşil yaprakların çıktığını görürüz; tüm doğanın canlanarak yeşillendiğini farkederiz. İnsanlar diriltilişi ile doğanın diriltilişi arasındaki bu benzerliğe Allah ayetlerinde şöyle dikkat çekmiştir:

O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız. (Rum Suresi, 19)

Allah’ın ‘Bais’ sıfatının bir başka anlamı da ‘peygamber gönderen ‘dir. Allah insanlara uyarıcı-korkutucular, müjde vericiler olarak elçiler göndermiş ve onları doğru yola davet etmiştir. Elçilerinden kimine insanları karanlıktan aydınlığa çıkaracak kitaplar vahyetmiştir. Kuşkusuz bu, Allah’ın insanlara büyük bir lütfudur.

Andolsun ki Allah, mü’minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.